Geyik kılığına girerek Tanrı’ya yükselmek
İncelediğimiz bir kurganda kaya üzerinde “dağ keçisi” motifi gözümüze çarpıyor. Züün Nur “Sol Gölü” yakınından geçtikten sonra bu sefer büyük bir kurgan alanına rastlıyoruz. Alanda yaklaşık 15 kadar kurgan ve hemen hemen her kurgan başında geyik taş yer alıyor.
Geyik taşların 4 tanesi dikili vaziyette sağlam, 8 tanesi ise kırılmış ya da devrilmiş durumda. Taşların üzerindeki motiflerde genel kompozisyon aynı, ölen kağanın ya da saygın kişinin geyik kılığına girerek ruhunun Gök Tanrı’ya doğru yükselmesi anlatılıyor.
Ruhun göklere yükselmesi
Bütün eski çağ kültürlerinde ve hatta günümüzde de hayatın devamlılığını sağlayan besin kaynakların hep saygı duyulmuş, kutsallık izafe edilmiştir. Türk kültürünün antik dönemine ait alanlarda dağa keçisi ve geyik resimlerinin karşımıza çıkmasının sebebi budur. Geyik taşlarda, öldükten sonra geyik kılığına giren insan ruhunun göklere yükselmesi anlatılmaktadır…
On yedi taş
Morun yakınlarındaki büyük anıt mezarlıkta on yedi geyik taş hala ayakta duruyor. Zaman içinde bir çoklarının yok olduğuna da tanık olmamıza rağmen, bugüne kadar gelebilmiş olanlar bize geçmişe dair çok söz söylüyor…
Eskiye ışık tutuyor
Moğolistan’daki Türk kültürüne ait izlerin saklandığı yerler kaya resmi alanları ve anıt mezarlıklar. Özellikle de anıt mezarlıklar Türk kültür tarihinin çok eski zamanlarına ışık tutması açısından önem taşıyor.
Bir sonraki durağımız Morun kentine daha 200 km mesafe olduğu için, göl kenarındaki kamp alanında kalmaya karar veriyoruz. Moğolistan’da turistik konaklama yerleri bildiğimiz otel, hotel, motel ve tatil köyü anlayışından epey farklı. Orta Asya kültürünün önemli bir unsuru olan kıl keçeden yapılmış “ger” adı verilen çadırlar, bugün Moğolistan’ın turizm sektörünün önemli bir parçası. Çünkü il merkezlerinin dışında konaklama yeri olarak bu çadırlar kullanılıyor. Çadır sayısı tesis büyüklüğüne göre değişen kamp alanları Moğollar tarafından işletiliyor. Ger adı verilen bu çadırlar, kıl keçe ile döşeli olduğu için soğuk havanın içeri girmesini önlüyor. Gayet sade bir şekilde düzenlenmiş bu çadırların içinde işlemeli Moğol yatakları, soba ve bir sehpa yer alıyor. Kamp alanlarının pek çoğunda işletme sahipleri, gelen misafirin isteğine göre yemek hazırlıyor böylece misafirler sıcak yemek yeme şansını yakalıyorlar.
HAVA OLDUKÇA SOĞUK
Sabah güneş daha doğmadan hareket ediyoruz. Göl kenarı olmasının sebebi ile de hava oldukça soğuk ve yağışlı olduğu için ağır ağır gitmek zorunda kalıyoruz. Öğle saatlerine doğru bir yerleşim yeri uzaktan görünüyor. İlçeye gelmeden 10 km önce yine bir mezar alanına rastlıyoruz alanda yaklaşık 30 civarı kare ve çember şeklinde kurgan mevcut. Alanı inceleyip fotoğraf çektikten sonra Cargalam Sum (Neşeli İlçe)’a doğru gidiyoruz. Cargalan Sum’da küçük bir müzeye rastlıyoruz, müzenin girişinde bir balbal görüyoruz. İhtiyar müze görevlisi balbalın daha yeni getirildiğini bilgisini veriyor bize. İlçede dinlenip Moron kentine doğru yol alıyoruz. Şoförümüz Ganbaatar ileride korkunç bir köprüden geçeceğimizi söylüyor. İderiin Gol nehrini aşmaya yarayan köprü sonunda karşımıza çıkıyor, anlatıldığı kadar korkunç olduğunu görüyoruz, zamanında tahtadan yapılmış olan köprü şu an adeta bir yılan gibi kıvrılmış vaziyette, araçların ve insanların üzerinde geçmesini bekliyor. Biz arabadan inerek aksiyon filmlerinden bir sahne izler gibi köprüden arabaların geçişini izliyoruz. Yaya olarak biz de köprüden karşıya geçiyoruz. Biraz ilerledikten sonra yol yakınında eski halk mezarlığı olarak tahmin ettiğimiz toplu bir kurgan alanına rastlıyoruz.
Rakım gittikçe yükseliyor, uzun bir süre yine yerleşim yerine rastlamıyoruz, bugün yaşayan olmadığı gibi geçmişte de muhtemelen bu civarda pek yaşayan olmamıştı. Çünkü hiçbir kurgan ya da mezar alanı görmüyoruz. Yerleşim olmamasının sebebi de bölgenin korumasız, açıklık oluşu ve de iklimin bölgede sert olması, kışların çetin geçmesinden kaynaklandığını düşünüyoruz. Yaklaşık 3000 rakımlık dağdan yavaş yavaş alçalıyoruz ve Şine İder Sum ilçesine varıyoruz. Aşağıya inip rakım düştükçe yine kurgan alanları görmeye başlıyoruz, incelediğimiz bir kurganda kaya üzerinde “dağ keçisi” motifi gözümüze çarpıyor. Züün Nur “Sol Gölü” yakınından geçtikten sonra bu sefer büyük bir kurgan alanına rastlıyoruz. Alanda yaklaşık 15 kadar kurgan ve hemen hemen her kurgan başında geyik taş yer alıyor. Geyik taşların 4 tanesi dikili vaziyette sağlam, 8 tanesi ise kırılmış ya da devrilmiş durumda. Taşların üzerindeki motifler farklılıklar gösteriyor, ancak genel kompozisyon aynı, ölen kağanın ya da saygın kişinin geyik kılığına girerek ruhunun Gök Tanrı’ya doğru yükselmesi anlatılıyor.
Alanın 500 m. karşısında bir kurgan alanı daha mevcut, orada da bir tane kırılmış geyik taşa rastlıyoruz. Gün iyice akşama döndü ve ortalık sanki boyamış gibi tatlı bir kızıllığa dönüştü. Bozkırda yayılmış at sürüleri ve uzaklardaki dağlar sanki bir masal anlatıyor bize. Geçmiş çağların kahramanlarını bir bir hatırlıyoruz. Bu parlaklığın içindeki atalarımızın mezarlığı da bize sonsuzluğu ve kutsiyeti yaşatıyor.
DAHA DENİZ, DAHA MÜREN
Havanın kararmasına ve çevrede arabanın ışığından başka hiçbir ışık olmamasına rağmen yolumuza devam ettik. Moron kentine son 5 km kala sonunda şehrin ışıkları göründü, açıkçası çölde serap görür gibi o ışıkları görünce sevindik. Çünkü yolların bozuk olması ve de yolda kaybolma ihtimali dolayısıyla hava karardığında bozkırda yolculuk zor oluyor. Şehir adını Moron Nehri’nden almaktadır. Oğuz Kağan destanında “Daha deniz, daha müren” diye bir ifade geçer, bu cümledeki müren, nehir, ırmak demektir. Moğolcada da Moron ismi de nehir, göl anlamına gelmektedir. Ses değişikliğine uğramış Türk döneminden miras kalmış yer isimlerinden biri yine bu.
Gece Moron’da konakladıktan sonra sabah şehir merkezinde bulunan Hövs-Göl Müzesi’ne gittik. Müzede müzik aletleri, kam (şaman) kıyafetleri, eşyaları, etnografik malzemeler ve doldurulmuş hayvanlar sergileniyor. Müze görevlisinden yazıtlarla ilgili bilgi istedik kendisi ellerinde yer alan bir kitap ve haritadan bölgede yer alan yazıtların, kurganların, geyik taşların isimlerini ve nerelerde olduğu konusunda bize bilgiler aktardı. Moğolistan’ın en uzun geyik taşının da bu bölgede olduğunu öğrenmiş olduk. Ayrıca daha müzede sergilenmeye açılmamış, depoda yer alan “geyik taşı” görmemizi sağladı. Taşın nereden getirildiği konusunda da bilgi aldıktan sonra o sahaya doğru yolumuza devam ettik.
Moron’ndan 18 km uzaklıkta Uuşgiin Öböriin Bugam Höşö adlı bölgedeki anıt mezar alanını bulduk. Mezar yerinde 500 m. arayla iki ayrı kurgan ve kurganların önlerinde geyik taşlar yer alıyor. İlk kurganda dikili vaziyette 3, devrilmiş vaziyette 1 geyik taş var. Geyik taşlardan birinin boyu 2.30 m civarında diğer ikisi ise 1 m kadardır. Diğer kurgan alanında ise dikili olarak 2 geyik taş, devrilmiş durumda ise 3 geyik taş sayıyoruz.
Müzeden aldığımız bilgi ile 17 geyik taşın bulunduğu büyük bir mezar alanını arıyoruz. Bölgenin adı Hyadagiin Ehnii Bugam Höshöö, bozkırlarda biraz yönümüzü kaybetsek de yolumuzun üzerinde rastladığımız Moğol çobanlara sorarak sonunda alanı buluyoruz. Çit ile çevrilmiş olan büyük mezarlıkta şu an sağlam olarak 14 adet geyik taş yer alıyor, bir tanesi ise müzenin deposunda sergilenmeyi bekliyor. Diğer ikisi de ya alınmış ya da kırılmış durumdadır. Burada yer alan geyik taşların hepsi birbirinden güzel birer sanat eseri niteliği taşıyor. Sahanın en önünde duran Türk mezar taşlarında ender rastlanan insan suretli ve kulağı küpeli geyik taş ise simge bir anıt durumunda.
Diğer geyik taşların alt kısımlarında da ok, yay, kamalı bıçak motifleri yer almakta ve üzerlerindeki damgalarla da Türklüğün imzasını taşımakta. Geyik taşların yakınında sayabildiğimiz kadarıyla takriben 50 kurgan vardır. Bu kadar büyük bir mezarlık ve anıt yeri burada yüzyıllar hatta binyıllar boyunca devam eden bir devlet geleneğine dair ipuçları veriyor.
Yeniçağ Gazetesi
Fotoğraf: Sencer Burak Somuncuoğlu, Yazı: Selda Serin
Tuğgeneral 85 yaşındaki askerinin elin
BDP'ye izin yok
Özel yetkili savcılara özel koruma
Rusya'nın umudu Salak Dağı'na çarptı
Kutsal sembol ''Kare''
TÜRK KÜLTÜRÜNDE RENKLER
Ruhban Okulu’nda AKP-CHP ittifakı
ASKERLİK KANUNU DEĞİŞİYOR
Hotmail, yandex, microsoft, cocacola,
AİHM'DEN BALYOZ'LA İLGİLİ GÖRÜLMEMİŞ K
Tebrik ederim paşarılar dilerim Rezil17 , May-2012
PKK ile F tipine susup, Gazeteciye muh17 , May-2012
Sahte 1 Mayıs!17 , May-2012
Son 10 yılda, hurafe hükümetinin icraa17 , May-2012
Türk medyasının karakutusu açıldı17 , May-2012